|
Alıntılar Defteri olarak bize gönderilen alıntıları neye göre ayıklayıp deftere alıyoruz? İlkin şunu söylemeli: isimlere bakmıyoruz; alıntının ne söylediğine bakıyoruz. 'Defteri Açımlama Sözleri'nin, derdimizi okura duyurduğunu düşünüyoruz. İki kelime var defter'le el ele tutuşmuş: Hakikat ve Sanat. Bu iki kelimeyle yürüyüp insanlığa -şimdilik Türkçe üzerinden- faydalı olmaktan başka bir gayemiz yok. Defter bir sofradır, alıntılar da beslenme çantamızdan çıkardığımız yiyeceklerimiz. Sofrayı iyice donatıp, A'dan Z'ye her vitamin ile hep birlikte sağlıklı beslenelim. Şimdiye dek, ortalama olarak, gelen alıntıların en fazla dörtte birini yayınladık. Almadığımız alıntılar ya hakikat'e dair bir şey söylemiyordu ya da söylüyorsa da yüzeyseldi. Defter'in kendi içindeki bütünlüğünü gözettiğimizden, kaliteli birçok alıntıyı, mevcut alıntılarımızda tıpkısı veya benzeri bulunduğundan eledik. Bazı alıntıları, bağlamından kopuk geldiği, tek başına okurun huzurunda rahat durmayacağı, muamma doğuracağı gerekçesiyle yayına sokmadık. Nicelikle hiç işimiz olmadığından, her alıntımızın esaslı bir 'duruş'u olsun istediğimizden, okunduğunda 'yani!' 'eh!..' değil de, 'işte bu!' dedirten, insanı çarpan, sırılsıklam ıslandığımızda elbiselerin üzerimize yapışması gibi ruhumuza yapışan, zihnimize çakılan, ufkumuzu açan sözler olsun istiyoruz yayınladıklarımız. Çok doğru olan ama ruhsuz bir söylemi almayabiliyoruz. Buna mukabil, gayet önemli olan, bilindik ancak büyük oranda insanların 'sözlerinde kalan' bazı deyişleri de alabiliyoruz. Varlıklarının sanı değil gerçek olması, hayat bulması için dikkat çekiyoruz. En önemli kıstasımız, hep aklımızın bir kösesinde duran sanatçı (ve adayları) için yapı taşları oluşturacak s'özler sunmak. O, derin'e dalmak için yeterli 'nefes'i alsın diye bul/un/mak! 'Üretim araçları'nı bu anlamda elimizde, defterimizde bulundurmak! Hakiki olanın dupduru ifadesi için kapılar açan, zaman mekân ve imkân sunan, ham veya mümkünse olgun maddeler sunmak. Bu çaba bizi aşırı bir seçiciliğe itebilir ne var ki 'zandan' kaçınmak ve 'verdiği her şey alınacak' bir eminlikte olmak için buna biraz da mecburuz.
Kitaplık Kolu Başkanı Mehmet Ali Başaran
Geriye Dön
|
|